Kabaklı Mücver Tarifi

Kabağın en güzel formlarından biri olan mücveri bu tarifle yapmak çok kolay.

Malzemeler;
– 3 tane orta boy kabak
– 1 tane kuru soğan
– 1 tutam maydonoz
– 3 tane yumurta
– 2 tane taze soğan
– 4 yemek kaşığı un
– Yarım çay kaşığı karbonat
– 1 tutam pul biber
– 1 tutam tuz
– 2-3 çorba kaşığı sıvı yağ
Hazırlanışı;
– Kabakları iyice yıkadıktan sonra kabuğunu soymadan rendeleyebilirsiniz. Rendelenen kabakların suyunu iyice süzüp bir kaba koyun.
– Yumurtaları kırın, yeşillikleri ince ince doğrayın, baharatlarla birlikte unu kabağın üzerine ekleyin. Kıvamına göre unun miktarını artırabilirsiniz.
– Sonra karbonatı ekleyin ve güzelce karışmasını sağlayın.
– Bu sırada başka bir tavada sıvı yağı ısıtın.
– Karışımı kaşık yardımıyla alın ve yayık köfte şekli vererek tavaya koyun.
– Orta ateşte iki tarafı da kızarana kadar çevirerek pişirin ve yanında sarımsaklı yoğurtla servis edebilirsiniz!

Gece yeme sendromu

“Gece zor uykuya dalıyorum ve sürekli uyanıyorum. Uyandıkça da buzdolabına saldırıyorum ve ne varsa yiyorum. Sürekli kio alıyorum. Ne yapmalıyım?”

‘Gece zor uykuya dalıyorum ve sürekli uyanıyorum. Uyandıkça da buzdolabına saldırıyorum ve ne varsa yiyorum. Sürekli kio alıyorum. Ne yapmalıyım?’ Bu sorun sadece bir dönem, birkaç gün ortaya çıkıyor gibi gözükse de, gün içindeki besin tüketimini etkiliyor ve kilo artışıyla büyük bir soruna dönüşüyorsa, kısa sürse de bunu sık sık tekrarlamaya başladıysanız, çözüm bulmanın zamanı geldi demektir. ‘Çok sık değil nasıl olsa’ diye ertelemeyin.

gece yeme 3Neden olabilir?

Gece yeme sendromu, kalori alımını ciddi derecede artıran ve birçok nedeni olabilen bir yeme bozukluğudur. Hormonal ve psikolojik sorunlar da bu durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Tam olarak nedeni bilinmiyor ama genelde ensülin direncinin çok yüksek olduğu, hipogliseminin olduğu kişilerde görülüyor. Genelde sıkıntılı, stresli bir dönemden geçerken gece uyanmalar artıyor.

Eğer

Günlük besin alımının %50’sini ve fazlasını akşam yemekten sonra tüketiyorsanız,
Sabah aç uyanmıyorsanız,
Uyku sorunlarınız varsa,
Gece uyandığınızda bir şeyler tüketiyorsanız,
Tatlı ihtiyacınız artıyorsa,
Bu durum sürekli olmasa da dönem dönem oluyorsa,
Çok hızlı ve çok fazla besin tüketebiliyorsanız

Kime başvurmak gerekiyor?

Bu durumda bir dahiliye uzmanı ve psikiyatrdan yardım almak şarttır. Bu kontrolden sonra diyetisyen yardımıyla kalori alımını yavaş yavaş, en azından kilo artışını durduracak şekilde ayarlayabilirsiniz. Zayıflama diyetine geçiş yaparken, mutlaka yavaş ve kalıcı kilo kaybını sağlamak sizin durumunuzda biri için çok önemlidir. Bunun tam tersine çok hızlı zayıflayıp aldığınız tüm kilolardan kurtulmak isterseniz, bu dönemde gün içindeki enerji alımınızı çok hızlı düşürdüğünüz için gece yine uyanabilir yine kendinizi yemek yerken bulabilirsiniz.

gee yeme 2Mutfak kapısını kilitlemek çözmüyor!

Bununla ilgili eşinizden, ailenizden destek almanız gerekebilir. Bir görüşme sırasında hastanın eşi gece yatarken mutfak kapısını kilitlediğinden bahsetmişti. Bu bazen kısa süreli çözüm sağlayabilir ama sorunu ortadan kaldırmaz. Eğer siz buna rağmen evde yiyecek arıyor ve bir süre sonra evin farklı yerlerine yiyecek saklamaya başladıysanız bu tehlike artıyor demektir. Aman dikkat! Psikologla bir süre çalışmak problemi çözmenizde size çok büyük fayda sağlayacaktır.

Gün içindeki stres gece uyandırıyor

Bazı kişiler ki bu kişiler daha çok psikolojik sorun yaşayanlar oluyor, gece uyandığında buzdolabının başına gittiğini hatırlasa da ne yediğini hatırlamıyor. Vücudumuzun dinlendiği bu saatlerde ona yüklüce bir miktarda karbonhidrat verip uyumaya devam etmek elbette bir süre sonra sağlık problemlerini ortaya çıkarıyor. Bu kişilerde şeker sorunları, tansiyon sorunları görülebiliyor. Eğer siz de böyle bir problem yaşıyorsanız çok gecikmeden bir randevu alın derim.

İyi bir güneş kreminin özellikleri nasıl olmalıdır?

Yazın yaklaştığı ve güneşin etkisini fazlasıyla hissettirmeye başladığı şu günlerde, gelin bu gerçekleri masaya yatıralım ve korunma yollarına bakalım…

Güneşin cildimize ve genel sağlığımıza verdiği zarar çok fazla. Sadece cilt kanserlerine yol açması değil, cildi yaşlandırması da olumsuz etkileri arasında.

Deri kanseri gelişiminde en önemli faktörün güneş ışınlarına aşırı derecede maruz kalmak olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Sürekli güneşe maruz kalmak uzun zaman içinde bazal hücreli ve skuamöz hücreli deri kanserlerine yol açarken, aralıklı ama özellikle yanık oluşturacak derecede yoğun güneş ışınına maruziyet ‘ben kanseri’ olarak bilinen melanom gelişiminden sorumlu tutuluyor.

Acıbadem Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Saray, “Melanom dışı deri kanserleri dünyada en sık görülen kanser türü olup yılda yaklaşık 1 milyon civarında yeni olgu tespit ediliyor. Yaşam süresince bazal hücreli karsinom (BHK) gelişme riski yüzde 30 olarak bildirilirken, skuamöz hücreli karsinom için yüzde 10 civarında bir risk söz konusu” diyor.

Cildi yaşlandırıyor

Son yıllarda sık tatile gitme ve solaryuma girme gibi değişen sosyal eğilimlerle birlikte giyinme alışkanlıklarının da değişmesi, güneş ışınlarına maruz kalınma oranının artmasına ve güneşe bağlı gelişen deri kanserleriyle daha çok karşılaşmamıza yol açıyor. Bu artışın bir diğer nedeninin de ozon tabakasının incelmesiyle dünya yüzeyine ulaşabilen zararlı güneş ışınlarının artması olduğuna dikkat çekiliyor. Güneş ışınlarının zararlarına açık olmak, deri kanserlerine neden olmasının dışında cildimizin normalden önce yaşlanmasının da en önemli nedeni olarak gösteriliyor.

 

Aşırı güneş ışığına maruz kalmanın olası sonuçları şöyle sıralanıyor:

■  Lekeler oluşabilir

■ Güneş yanıkları gelişebilir.

■ Deriniz normalden erken yaşlanabilir.

■ Cildinizde lekeler oluşabilir.

■ Deride kuruma, kalınlaşma, sarı, opak ve mat bir görünüm meydana gelir.

■ İnce kırışıklık ve çizgilenmeler artar.

■ Deriye ait bağışıklık sistemi zayıflar.

■ Deri kanserlerine zemin hazırlanır.

 

Bu kişilerin riski fazla…

■ Açık tenli, yeşil gözlü, kızıl-sarı saçlı, çilli veya kolaylıkla güneş yanığı gelişebilen

cilt tipine sahip kişiler.

■ Ciltleri erişkinlere göre güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı çok daha korunmasız olan çocuklar.

■ Uzun süre veya aralıklı olarak yoğun güneş ışığına maruz kalmış kişiler.

■ Çocukluğunda cildi su toplayacak şekilde güneş yanığı geçirmiş olanlar.

■ Ailesinde cilt kanseri olan kişiler. (Normal popülasyona göre 2 kat fazla risk taşırlar.)

■ Anormal görünümlü ve çok sayıda beni olanlar.

■ Güneşli iklim bölgelerinde yaşayanlar.

■ Çiftçiler ve denizciler gibi açık havada çalışanlar.

Güneş Kreminiz hem UVB hem UVA içermeli

DOÇ. Dr. Yasemin Saray, “İdeal bir güneşten koruyucunun 2 temel özelliği hem UVB hem de UVA ışınlarından koruması ve kozmetik olarak kabul edilebilir bir yapıya sahip olmasıdır” diyor.

İyi bir güneş kreminin özellikleri şöyle sıralanıyor:

■ Etiketinin üzerinde ‘geniş spektrumlu’ ibaresi bulunan ve koruma faktörü (SPF) 30 veya üzerinde olan kremler kullanılmalıdır.

■ Suya, terlemeye dayanıklı olmalıdır.

■ Kaşıntı, kızarıklık, yanma gibi sorunlara yol açmamalı, yağlanma ve komedon gelişimi yaratmamalıdır.

■ Cilt yüzeyinde opak-beyaz görünüm oluşturmamalıdır.

■ Güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce sürülmeli ve en az 2 saat sonra tekrar uygulanmalıdır.

Yağlı ciltliler jel veya losyon krem seçmeli

Güneş koruyucu kremin, cilt tipine ve yaşa uygun seçilmesi gerekiyor. Cildi kuru olanlar kremleri, yağlı olanlar jel-losyon formunda yağsız ve su bazlı ürünleri, alerjik ciltlerse mineral formdaki ürünleri tercih etmeli. Sivilceli cildi olanlar için gözeneklerde tıkanmaya yol açmayan formlar, çocuk ve gebeler için kimyasal içermeyen fiziksel filtreler, yaşlılar için yoğun ve krem formunda olan ürünler gerekiyor.

Güneşlenirken bunlara dikkat!

Cilt sağlığı açısından önerilebilecek hiçbir güneşlenme şekli bulunmuyor.

Buna karşın “Mutlaka güneşleneceğim” diyenlere şunlar öneriliyor:

■ Güneş ışınlarının en dik olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında (cilde en çok zarar veren saatler) güneşlenmekten kaçınılmalıdır.

■ Güneş ışığı erken katarakt gelişmesine yol açan önemli bir etken olduğu için sadece cildin değil, gözün de bu ışınlardan korunmasına özen göstermek gerekiyor. Bu nedenle mutlaka ultraviyole ışınlarından koruyucu özeliği olan bir güneş gözlüğü kullanılması önerilmektedir.

■ Cilde sürülen deodoran, kolonya veya parfüm gibi bazı kozmetikler güneşin de etkisiyle uygulandıkları bölgede leke oluşumuna yol açtıkları için, bu tür ürünler cilde asla sürülmemelidir.

■ Başta bazı antibiyotik ve ağrı kesiciler olmak üzere kullanılan ilaçların cildin güneşe karşı hassasiyetini artırabileceği, güneş alerjisi ve güneş yanıklarına yol açabileceği unutulmamalıdır.

Kaynak:HThayat

Kasık ağrısı neden olur

Sabahları ya da aktivite başlangıcında kasık bölgenizde katılık ve ağrı varsa bu yazıyı mutlaka okumalısınız.

Sağlıklı yaşam, egzersiz ve sporun önemi her geçen gün vurgulandıkça spor salonlarına ve spor aletlerine olan ilgi de o kadar artıyor. Doğru yapılan sporla vücudunuzda harikalar yaratırken, yanlış ya da kontrolsüz yapılan spor ise ciddi yaralanmalara sebep oluyor.

Koşma, futbol, yüzme, binicilik, jimnastik gibi sporlarda en çok kullanılan kaslar bacak içi kas grubudur. Tekrarlı hareketler ve zorlayıcı stresler bacak içinde, kasığa yakın kasların ve özellikle tendonların yaralanmasına neden olur. ‘Adduktor tendinit’ diğer adıyla ‘kasık ağrısı’aşırı spor veya kontrolsüz hareketler sonucu oluşan bir yaralanmadır.

Sabahları kasık bölgesindeki katılık ve ağrı, aktivite başlangıcında kasıkta oluşan ağrı en tipik bulgulardır. Yürüyüş sırasında kasıkta çekme ve zorlanma hissi, hatta yürüyüşe engel olabilen keskin ve batıcı ağrılar olabilir. Aynı zamanda yaralanan tendona dokunulduğunda hassasiyet vardır.

Peki, kasık ağrısı neden oluşur?  Okan Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, kasık ağrısının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Zorlama ve aşırı kullanma sonucu gelişir

“Kasık bölgesindeki ağrı sadece ortopedik bir yaralanma olarak düşünülmemelidir. Mutlaka ilgili bölümlerde muayene olunması gerekmektedir. Diğer hastalıklar elendikten sonra yapılan ortopedik muayene patolojinin teşhis edilmesini kolaylaştırır.

Kasık bölgesindeki ağrı ve yaralanma en sık zorlama ve aşırı kullanma sonucu gelişir. Yeterince germe ve ısınma yapılmaması, kontrolsüz yapılan germe ve kuvvetlendirme egzersizleri tendonun aşırı yüklenmesine, sonuç olarak iltihabi bir reaksiyon açığa çıkarmasına neden olur.

Bağdaş kuramayanlar

Bazı kişilerde bacak içi kasları kısadır. Bu kas grubu kısa olan kişiler sıklıkla bağdaş kuramamaktan ve yere oturamamaktan şikâyet ederler. Fizyolojik olarak kısa olan kasların dolaşımı ve beslenmesi düzgün değildir ve yeterli kuvvete sahip değildir. Bu da kasları yaralanmaya açık hale getirir.

Bacağınızdaki kısalık 1 cm’den fazlaysa

Sağ ve sol bacaklar arasındaki uzunluk farkı ise sıklıkla gözden kaçırılan ve kasık ağrısına yol açan bir diğer faktördür. İnsan vücudu bacaklar arasındaki uzunluk farkını 1 cm’ye kadar herhangi bir problem ortaya çıkmadan tolere edebilir. Ancak patolojik durumlarda ve 1 cm’den fazla olan fark da kalça ve bacak çevresi kaslardaki yük dağılımı dengesi bozulur. Tendonlara aşırı yük biner.

Dinlenmelisiniz

Kasık ağrısı tedavisinde ise en önemli unsur dinlenmektir. Yaralanma mekanizmasının aşırı kullanım ve zorlanmaya bağlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda tendonu ve kası korumak, dinlendirmek önceliklidir. Dinlenmeyle birlikte hemen buz uygulamasına başlanmalıdır. Gün içinde 2 saatte bir 20 dakika yapılan buz tendondaki şişliğin ve inflamasyonun (iltihabın) azalmasını sağlar.

Manuel terapi uygulayın

Manuel Terapi uygulamaları ile gergin ve yapışık kas lifleri birbirinden ayrılır. Tendondaki inflamasyon ise friksiyon adı verilen özel bir teknikle dağıtılır. Ödemin ve inflamasyonun azalması, manuel terapi ile dolaşım artması iyileşme sürecini hızlandırır. Tedaviye başladıktan birkaç gün sonra ağrısız tam hareket sağlanır. Egzersizlerle desteklenen tedavi programı ile  birkaç hafta içinde iyileşme sağlanır.”

Filizlenen sarımsak yenir mi?

Mutfakta uzun süre durduğunda filizlenen sarımsakları genelikle yenmeyeceği düşüncesiyle çöpe atıyoruz. Ancak filizlenen sarımsak aslında çok daha faydalı.

Filizlenen sarımsaklardaki antioksidan miktarı filizlenmemişe göre daha fazladır.

Filizlenen sarımsaklar insanlar için oldukça faydalı kimyasallar üretir. Sarımsak ne kadar olgunlaşırsa içerisindeki antioksidan miktarı da o kadar artar.

Sarımsak,damar tıkanıklığından kulak enfeksiyonlarına kadar pek çok rahatsızlığa iyi gelir. Yaşlanma sürecini kısalttığı bilinmektedir. Filizlenen sarımsağın virüsleri önleyerek kanseri engellediği belirtilmektedir.

Filizlenmiş sarımsak damarlarda tıkanıklığı önler ve kalp rahatsızlıkları riskini azaltır.

Evde sarımsak nasıl filizlendirilir?

Bir kabın içerisine az miktarda su koyun. Sarımsağı suya hafifçe değecek şekilde kabın içerisine koyun ve cam önüne yerleştirin. 1 hafta kadar bir sürede filizlendiğini göreceksiniz.

Karaciğeri Yenileyen Detoks Çayı – Karaciğerdeki Zararlı Toksinleri Temizliyor

Zerdeçal Çayının Faydaları

👉 Vücudu temizler
👉 Bağışıklığı güçlendirir
👉 Karaciğer dokularını korur
👉 Kanı temizler
👉 Öksürük ve soğuk algınlığı semptomlarını azaltır
👉 Kan dolaşımını destekler
👉 Cildi güzelleştirir
👉 Kan pıhtılarını önler
👉 Kötü kolesterolü düşürür
👉 İltihaplara iyi gelir
👉 Safra salgılanmasını arttırır

Karaciğer temizleyen zerdeçal çayı
Malzemeler: – 4 tatlı kaşığı zerdeçal – 2 tatlı kaşığı zencefil – 1 tatlı kaşığı tarçın – Bir tutam karabiber – 1 tatlı kaşığı vanilya – 2 tatlı kaşığı bal – Yarım bardak hindistan cevizi sütü – Sıcak su

Hazırlanışı: Bardağın yarısını sıcak suyla doldurunç İçine zerdeçal ve zencefili ekleyip 15 dakika bekletin. Ardından tarçın, karabiber, vanilya ve bal ekleyin.
Bardağın kalanını hindistancevizi sütü ile doldurun.

Adet sancısından kurtaran kekikli formül

Dağ kekiği ile hazırlayacağınız bu formül adet sancısına karşı birebir…

Kadınlar adet dönemlerinde salgıladıkları hormonlardan dolayı duygularını çok yoğun yaşarlar. Daha duygusal ya da daha sinirli olabilir, tembellikten yataktan çıkmak istemeyebilirler. Çoğu kadın için de oldukça sancılı geçer bu dönem.

Bitki Bilim ve Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya’nın adet sancısına karşı doğal bir formülü var.

İşte o formül:

1 çorba kaşığı dağ kekiğini 1 kahve fincanı suyun içinde kaynatın. İyice demlendikten sonra da için. Bu formül âdet sancısına karşı birebirdir.

Bu formül dışında adet sancısına iyi gelen şeyler:

Ayaklarınızı üşütmemeye özen göstermeli ve bir süre kafeinden uzak durmalısınız. İmkânınız varsa açık havada yürüyüş yapmak da rahatlayıp kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Göbek eritmek için çay tarifi

Ortak özellikleri yağ yakmak, gaz söktürmek, bağırsak çalıştırmak olan bitkilerden göbek eritmek için çay tarifi hazırladık. Oldukça ekonomik ve kolay bu çay sayesinde göbek eritebilir, sizi üzen fazla kilolardan kurtulabilirsiniz.

Göbek eritmek için çay tarifine geçmeden önce ihtiyaç duyacağınız tüm bitki çaylarını aktarlardan veya doğal ürün satan internet sitelerinden alabileceğinizi söylemek isteriz. Tarifin sonunda hangi bitki çayı neye iyi gelir, detaylı bir şekilde açıklıyoruz; lütfen dikkatlice okuyunuz.

Malzemeler,

1 litre sıcak su

1 tatlı kaşığı yeşil çay

1 tatlı kaşığı melisa

1 tatlı kaşığı rezene

1 çay kaşığı anason

1 tatlı kaşığı karanfil

1 adet limon

Hazırlanışı,

Göbek eritmek için çayımızı geceden hazırlıyoruz; bu sayede bitki özleri suya iyice geçiyor ve daha fazla fayda görüyoruz. Kaynadıktan sonra biraz beklemiş suyu sürahiye alın; içerisine dilimlediğiniz limon ve diğer bitkileri ekleyin. Sürahinin ağzını kapatıp sabaha kadar bekletin.

Göbek eritmek için çay nasıl kullanılır?

Sabaha kadar bekleyen çayı süzüp temiz bir sürahiye veya şişeye alın. Eğer öğrenciyseniz veya çalışıyorsanız; bir şişe veya mataraya koyup yanınızda götürebilirsiniz.

Çayı isterseniz biraz ısıtarak isterseniz soğuk olarak gün içerisinde bardak bardak içip bitirin. Yemeklerden önce veya sonra içebilirsiniz; fark etmez.

Emziren annelerin kullanmasında bir sakınca yoktur ancak yine de sorumluluk size aittir.

Hızlı ve kalıcı zayıflamak için bu çaya ek olarak yağ yakıcı yiyeceklerle beslenmenizi öneriyoruz.

Anason çayı faydaları nelerdir?

Mide ve bağırsak gazlarını giderir, hazmı kolaylaştırır. Adet kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü arttırır. Sakinleştirici etkisiyle sinirleri yatıştırır, uykusuzluğu önler. Kan dolaşımın düzenli olmasını sağlar ve migren ağrılarını hafifletir.

Melisa çayı faydaları nelerdir?

Yapraklar sakinleştirici, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikâyetleri azaltır. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır.

Rezene çayı faydaları nelerdir?

Mide ve bağırsak hareketlerini artırır. Uçucu yağı, düz kaslarda meydana gelen spazmları giderici olarak kullanılır. Bronş mukozası üzerindeki salgıları artırmada ve iltihap gidermede etkilidir. Gaz söktürücü ve süt arttırıcıdır.

Yeşil çay faydaları nelerdir?

Yeşil çay, bağışıklık sistemini güçlendirir, direnç artırır. Sakinleştirici etkisiyle sinirleri yatıştırır. Yeşil çay içerisinde bulunan kateşin isimli madde kilo vermeyi hızlandırıyor. Özellikle karın bölgesindeki yağlanmayı azaltıyor. Yeşil çay, metabolizmanın daha hızlı çalışmasına katkı sağlıyor ve bu sayede vücudun daha fazla kalori ve yağ yakmasına yardımcı oluyor.

Göbek eritmek için çay tarifi budur.

Cildinizi yaza hazırlayın

Yazın gelmesiyle birlikte güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmaya başlayacak olan cildimizi, yazın korumak için neler yapılmalı ne gibi tedbirler almalıyız?

Cildimiz, her yeni mevsime geçiş sürecinde daha fazla enerji kaybeder ve bakıma ihtiyaç duyar. Özellikle kış aylarından çıkıp yaz aylarına girdiğimiz bu günlerde ciltte oluşan reaksiyonlar yoğun olarak kendini belli eder. Deri, organizmayı dış etkenlere karşı koruyan, sıvı ve ısı dengesini sağlayan, insan vücudunun yaklaşık 2 metrekaresini kaplayan en büyük organdır. Sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmak istiyorsanız cildinize ve bedeninize de özen göstermelisiniz. Bol su tüketimine önem vermeli A,C ve E vitamini ağırlıklı beslenmelisiniz. .

Çevresel ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayamayan cilt zamanla incelir ve yıpranır. Sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmak için öncelikle cildin çok iyi korunması önemlidir. Cildin; yumuşak, parlak, temiz ve pürüzsüz görünümü estetik açıdan da büyük önem taşır; özellikle de kadınlar açısından bu çok önemlidir. Sağlıklı ve canlı bir cilt yapısına sahip olmak herkesin idealidir.

guneslenme-gunes-kremiGüneş koruma kremini ihmal etmeyin

Cildimizin mevsim geçişlerinde daha çok bakıma ihtiyacı oluyor. Kadın-erkek herkesi ilgilendiren bir konu olan cilt bakımı, her mevsim geçişinde daha çok önem kazanıyor. Çünkü cildin değişen hava şartlarına uyum sağlaması gerekiyor. Ani ısı değişiklikleri, derinin kurumasına da neden olur. Kışın kullanılan nemlendiricilerin ise yazın kullanılması yeterli olmuyor. Nemlendiricilerin yanı sıra cildimizi lekelerden koruyabilmek içinde güneş koruma kremlerini mutlaka yüzünüze sürmeniz gerekiyor.

Kıştan yaza geçerken cildimizi bu değişikliğe nasıl hazırlamalıyız?

Yaz aylarına girdiğimiz günlerde cilt tipinize uygun nemlendirici kullanmanız oldukça önemlidir. Kışın kuruyan, soğuğa maruz kalan cildiniz nemlendiriciye ihtiyaç duyar. Her mevsim cilt tipinize uygun nemlendirici kullanmanız cildiniz için oldukça önemlidir. Yaz aylarında nemlendirici seçerken güneş koruma faktörü olan ürünler seçmeniz gerekmektedir.

cilt_temizligiCilt temizliği

Cilt temizliğinde dikkat etmemiz gereken önemli unsurların başında cilt temizliği geliyor. Derinin yapısının korunmasında ilk adım doğru bir şekilde derinin temizlenmesidir.Yatmadan önce cilt temizlenmeli ve uygun nemlendirici kullanılması gerekmektedir. Makyaj yapılmışsa derinin yapısının korunması için uygun kremler ve nemlendiriciler cilt yapısının korunmasına yardımcı olacaktır. Kullanılan ürünler deriyi tahriş etmeden derinlemesine temizlemelidir.

Işıltılı bir cilt için

Düzenli egzersiz ve beslenme alışkanlıklarınızda cildinizi etkileyen faktörlerin başında gelir. Işıltılı bir cilt için düzenli ve sağlıklı bir diyet önemlidir. Düzenli egzersiz yapılması sağlıklı kan dolaşımın düzenler ve cilde parlaklık ve ışıltı kazandırır. Düzenli olarak aylık cilt bakımına gidebilir. Böylelikle cildinizin her mevsim ve dönemde sağlıklı olmasını sağlayabilirsiniz.

Kaynak: TRT

Çok sakız çiğnemek çene diskini kaydırıyor

Uzmanlara göre sakızın uzun süre çiğnenmesi çene kaslarında güçsüzlüğe yol açtığı için çene diskinin kaymasına ve çene eklemlerinde rahatsızlıklara yol açıyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Bulut, çok sakız çiğnemenin çene diskini kaydırdığını ve çene gevşekliğine neden olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Bulut, çene eklemi rahatsızlıklarının, çok sakız çiğneyenlerde daha fazla görüldüğünü söyledi.

Sürekli sakız çiğnemenin çene kaslarına büyük zarar verdiğini anlatan Bulut, “Sakız çiğnenecekse, bir seferde 20 dakikadan fazla ve tek taraflı çiğnenmemeli. Tek taraflı çiğneme kuvvetine maruz kalan çene kaslarında deformasyon oluşabiliyor. 20 dakikadan sonra çenede dengesizliğe yol açabiliyor, kaslarda güçsüzlük meydana gelebiliyor” dedi.

Sakız çiğnenen taraftaki çene kaslarının daha fazla kullanıldığına işaret eden Bulut, sakızın her iki çene kısmında çiğnemesinin daha uygun olacağını kaydetti.

Bulut, “Çiğneme kuvvetinin tek taraftaki ekleme yüklenmesi, çene ekleminde ağrı, çene kayması, açma kapama sırasında ses gelmesi ve çene hareketlerinin kısıtlanması gibi ağır sonuçlara yol açabiliyor” bilgisini verdi.

“Normal sürede sakız çiğnemenin zararı yok”

Çok sakız çiğnemenin çene diskini kaydırdığını ve çene eklemlerinde rahatsızlıklara yol açtığını dile getiren Bulut, çene eklem hastalığı bulunanların sakız çiğnememesi gerektiğini bildirdi.

Doç. Dr. Bulut, çok sakız çiğnemenin çene gevşekliğine neden olabildiğini de vurgulayarak, “Normal sürede sakız çiğnemenin bir zararı yok. Fazla çiğnemek çenede travmatik etki oluşturuyor” diye konuştu.

“Kadınlarda daha fazla görülüyor”

Çene eklem rahatsızlıklarının, genç ve orta yaştaki kadınlarda daha çok görüldüğüne dikkati çeken Bulut, “Yapıları nedeniyle kadınlarda çene rahatsızlıkları, erkeklere oranla daha fazla görülüyor” ifadesini kullandı.

Bulut, sakız çiğnemenin dişte çürük oluşumunu azaltması gibi kanıtlanmamış faydaları bulunduğunu da belirterek, şekersiz sakız tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.

(AA)